Sağlıklı Yaşama Merhaba Deyin!

Adres:

Çamlıtepe Mah, TPAO Bulvarı No:265, 72070 Merkez / Batman

Gastrik Bypass Sonrası Beslenme

Gastrik Bypass Sonrası Beslenme

Gastrik Bypass ameliyatı geçiren hastalar, gastrik bypass sonrası beslenme tarzlarının nasıl olması gerektiğine dair  hekimleri tarafından çok sıkı telkinlere maruz kalırlar. Hekimin temel amacı, obezite ameliyatı olmuş hastanın yeme alışkanlıklarının pozitif olarak değiştirilmesidir. Yani obeziteye yol açan sağlıksız ve kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığı yerine, sağlıklı ve kalorisi düşük yiyeceklerle beslenme alışkanlığı kazandırmaktır. Bu ameliyat türü yıllar boyunca tıbbın ilerlemesi ile çeşitli değişiklikler geçirmiştir. Hekiminiz bu ameliyat sonrası size kaç öğün yemeniz gerektiğini ve öğünlerde ne kadar besin tüketmeniz gerektiğini net olarak açıklayacaktır.

Gastrik Bypass sonrası diyetinizi hekim kontrolünde ve düzenli şekilde takip etmek, güvenli ve sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi sağlayacaktır. Gastrik Bypass sonrası yediğimiz gıdalara dikkat etmenin ana sebeplerinden biri de, ameliyat sonrası midenin iyileşme süresini kısa tutmaktır. Sağlıksız ve uygun olmayan gıdalarla beslenmek, operasyon sonrası midedeki iyileşmeyi yavaşlatacaktır. Yine aynı şekilde ameliyat sonrası ve daha ileriki yıllarda midenin güvenli bir şekilde sindirip zarar görmeyeceği ve tekrar kilo aldırmayacak şekilde beslenmeye adapte etmektir. Ameliyat sonrası görülebilecek çeşitli komplikasyonları önlemek için de, Gastrik Bypass sonrası hekim kontrolünde diyet yapılmalıdır diyebiliriz.

Genellikle çok aşamalı bir süreçle uygulanan bu diyet, hastaların bireysel durumuna göre de değişebilir. İlk başlarda sıvı yiyecek tüketilmesi tavsiye edilir, daha sonra ise yavaş yavaş katı yiyeceklere geçilir. Vücudunuzun iyileşme hızına göre bu geçiş daha erken veya daha geç olabilmektedir. Ameliyattan hemen sonra sadece sıvı gıdalar tüketmeniz tavsiye edilir. Süzülmüş çorba çeşitleri, kafein içermeyen içecekler, gaz içermeyen içecekler gibi gıdalar tüketilebilir. Birkaç gün bu şekilde beslenmenin ardından, püre haline getirilmiş yiyecekler yenmeye başlanabilir. Yumuşak bir macun kıvamına getirdiğiniz yumurta, süzme peynir, yumuşak ve pişmiş sebzeler tüketebilirsiniz, ancak hepsinin macun kıvamına getirildiğinden emin olmanız gerekmektedir. Bu diyetten yaklaşık iki ay kadar sonra ise, normal beslenmeye yavaş yavaş dönmeye başlayabilirsiniz. Tabiki bu herşeyi yiyebileceğiniz anlamına gelmemektedir. Kızarmış yiyecekler, ekmekler, patlamış mısır, gazlı içecekler gibi şeyler kesinlikle tüketilmemelidir. Daha detaylı bilgiyi hekiminiz size mutlaka verecektir.

Obezite ve Yüksek Tansiyon Bağlantısı

Obezite ve Yüksek Tansiyon Bağlantısı

Hipertansiyon ya da halk arasındaki adıyla yüksek tansiyon hastalığı, dünya çapında milyonlarca insanın muzdarip olduğu ve en çok görülen sağlık sorunlarından birisidir. Obezite ise yüksek tansiyonun yanı sıra, diyabet, böbrek ve kalp sıkıntıları ile birlikte gelen bir hastalıktır. Yapılan araştırmalar neticesinde 2025 yılına kadar, tüm dünya genelinde tam 1.5 milyar civarı insanın yüksek tansiyon hastalığına yakalanacağı ortaya çıkarılmıştır. 90'lı yılların sonundaki hasta sayısı ile kıyaslandığı takdirde %60 bir artış söz konusudur. Yüksek tansiyon hastalığı sadece kalbi etkilemez, böbrekler ,gözler ve tüm damar sistemini etkileyen ciddi bir sağlık problemidir. Obezite ve yüksek tansiyon bağlantısı detaylı şekilde anlatılacaktır.

Yapılan araştırmalar göre, yüksek tansiyon hastalığının son yıllardaki bu denli artmasının arkasında yatan sebep olarak obezite gösterilmektedir.  Aşırı kilo yani obezite ile yüksek tansiyon arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu söylemek mümkündür. Günümüzde 1 milyardan fazla insanın aşırı kilolu olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamın 300 milyondan fazlası ise aynı zamanda yüksek tansiyon hastası. Özellikle gelişmiş ülkelerde toplumların ciddi bir bölümü obezite hastasıdır. Kalp yetmezliği, tip 2 diabet ve yüksek tansiyon hastalığı obezitenin ortaya çıkardığı sağlık problemlerindendir. Kalp krizi riski, felç riski, kalp hastalığı riski obezite hastalarında, sağlıklı insanlara göre ciddi şekilde artmaktadır. Yüksek tansiyonun ana nedeni olarak obeziteyi göstermekte mümkündür. İnsanlarda yüksek tansiyon görülmesinin ana sebebinin %70 oranında obezite ile bağlantılı olduğu bilimsel çalışmalar neticesinde kanıtlanmıştır.

%5 Oranında bir kilo alımı neticesinde, yüksek tansiyona yakalanma riskimiz tam %30 oranında artmaktadır. İdeal kiloda olan insanların kan basınçları da normal düzeyde olacağından aşırı kilolulara göre daha az risk kapsamında bulunmaktadırlar. Yüksek tansiyon hastalığına sahip olan obezite hastalarında, böbreklerdeki sodyum emiliminin artması neticesinde kan hacminde de bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Obezite ile birlikte gelen yüksek tansiyon böbrekleri, kalbi doğrudan etkiler. Egzersiz yapıp düzenli beslendiğimiz zaman obezite riski azalacaktır. Bunun sonucu olarak yüksek tansiyon riski de en aza inmiş olur.

Çocuklarda Obezite Hastalığı

Çocuklarda Obezite Hastalığı

Obezite, ne yazık ki sadece yetişkinleri etkisi altına alan bir hastalık değildir. Çocuklarda obezite hastalığı da günümüz şartlarında ve modern dünyanın getirdiği sağlıksız beslenme alışkanlıkları neticesinde ortaya çıkıyor. Bir çocuğun anne ve babası ile birlikte kendisi de obez ise, yetişkin bir insan haline geldiği zaman da obez olma ihtimali çok yüksektir. Bunun ana sebebi ise çocukların ebevenyleri ile birlikte yaşamaları ve ebevenylerinin yaşam tarzları ile birlikte beslenme tarzlarını da kendilerine örnek almalarıdır. Elbette ebeveynleri obez olan her çocuk ileride obez olacak diye bir genelleme yapmakta mümkün değildir. Çocuğumuzu obeziteden korumak istiyorsak, ilk önce kendimizi korumamız gerektiğini ve çocuklarımızın bizleri rol model olarak göreceğini unutmamamız gerekiyor. Obezite sadece fiziksel olarak zarar vermekle kalmaz, okul hayatında kilolarından dolayı arkadaşları tarafından alay edilmesi de psikolojik olarak çocuklarımızı yıpratacaktır.

Özellikle gelişmiş ülkelerde, yetişkinlerin yanı sıra çocuklarda da obezite hastalığının katlanarak arttığını, yapılan araştırmalar neticesinde görmekteyiz. Bunun temel sebebi, ailelerin sağlıksız beslenme alışkanlıklarından çocuklarının da zarar görmesi ve çocukların fiziksel aktivitelerinin yetersiz olmasıdır. Çağdaş dünya ile birlikte bilgisayar kullanımı, akıllı telefon kullanımı gibi fiziksel aktiviteyi kısıtlayıcı teknolojik cihazlar hepimizin hayatına girmiş oldu. Bundan sadece yetişkinler değil, çocuklar da obezite gibi hastalıklara yakalanarak ciddi zararlar görmektedirler. Obeziteye karşı önlem olarak, çocukların beslendiği gıdaların çok şekerli ve yağlı olmasını engellemek gerekir. Bunun yanında, sürekli teknolojik aletlerle ilgilenmek yerine, fiziksel aktivitelerde bulunmaları konusunda çocuklarımızı yönlendirmemiz, hem obezite yakalanma riskleri açısından, hem de her türlü sağlık problemlerine karşı önlem almak adına doğru bir yaklaşım olacaktır.

Aşırı kilolu annelerin çocuklarının, diğer çocuklara oranla daha yüksek obeziteye yakalanma riski taşıdığını bilinen bir gerçek. Yeni yapılan araştırmalar neticesinde gün ışığına çıkan önemli gelişmelerden biri de, sezaryenle doğan bebeklerin normal doğanlara oranla daha fazla obezite riski taşıdığıdır. Çocuğumuzun obeziteden uzak ve sağlıklı bireyler olmasını istiyorsak, normal doğumu tercih etmeliyiz. Şeker oranı yüksek gıdaların aşırı tüketimini engellemeliyiz. Hareketli bir yaşam tarzı edinmesine katkıda bulunmalıyız. En önemlisi ise kendimizin yüksek kilolu olmasının, çocuğumuzu da doğrudan etkileyeceğini unutmamalıyız.

Ameliyat Sonrası Vitamin ve Mineral Takviyesi

Ameliyat Sonrası Vitamin ve Mineral Takviyesi

Bariatrik cerrahi, kilo veren hastaların bu yolculuğuna eşlik eden en önemli cerrahi dallarındandır. Obezite sonrası yeni başlangıcınızda, bariatrik cerrahinin yeri büyüktür. Bu hastalık ömür boyu süren bir hastalıktır ve kalıcı olarak herhangi bir ilaç, ameliyat veya diyet ile tedavi edilmesi ne yazık ki mümkün değildir. Ancak, obezite ameliyatı sonrası kendinize dikkat ettiğiniz sürece, sağlıklı bir yaşam sürmeniz mümkündür. Beslendiğiniz gıdalara dikkat etmek, hareketli ve aktif bir yaşam sürmek, hekiminizin önerilerini dikkate alarak düzenli aralıklarla kontrole gitmek sağlıklı yaşam için kapıları size sonuna kadar açacaktır.

Ameliyat sonrası vitamin ve mineral takviyesi'ne bağlı olmanız gerekmektedir. Ömür boyu kullanmanız gereken bazı ilaçlar verilebileceğini de unutmayın. B12, kalsiyum, multivitaminler gibi vitamin ve mineral türleri bu takviye ilaçlara örnek olarak sunulabilir. D vitamini, kalsiyum takviyesi, multivitaminler ve bazen de demir ve B12 vitamini takviyeleri genel olarak bu operasyonlar sonrası hekimler tarafından hastalarına verilirler. Bu işlemlere ek olarak bazen de yağda çözünen vitaminler ek olarak hastaya verilebilir. Bu tür vitamin ve mineral takviyeleri genellikle hekimler tarafından hastaya ömür boyu kullandırılır.

Hastaların birçoğu günde 60 ile 80 gram arası protein alır ancak istisnalar da bulunmaktadır. Bazı hastalara ameliyat türlerine ve metobolizmalarına göre daha farklı protein takviyeleri yapılabilir, bu konuda ayrıntılı bilgiyi hekiminiz size verecektir. Protein ağırlıklı beslenmek daha uzun süreli tokluk hissine neden olur. Protein içeren besinleri her öğüne dahil ederseniz, bir dahaki öğüne kadar daha az acıkırsınız. Kas kütlelerinizi korumak için, kilo verme döneminizde proteine ihtiyacınız vardır. Eğer ameliyat sonrası yeterli protein alamazsanız, vücut gereken proteini kaslarınızdan alacaktır ve bu  da kaslarınızın erimesine neden olacaktır. Vücudumuz depolanmış yağı yakmak için sıvıya ihtiyaç duyar. Ameliyat sonrası yanınızda sürekli su bulundurmanızda fayda olduğunu da aklınızda bulundurmalısınız. Su, vüdudumuzun çalışması için ihtiyaç duyulan en önemli maddelerden biridir. Baş ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler yeterli su alınmadığının işareti olabilir. Ameliyat sonrası su tüketimine dikkat etmeniz, sağlıklı kilo vermeniz için çok önemlidir.

Bariatrik Cerrahi Hakkında Yanlış Bilinenler

Bariatrik Cerrahi Hakkında Yanlış Bilinenler

Modern toplumlarda hızla artan obezite oranı, beraberinde bariatrik cerrahi operasyonlarını da getirmektedir. Ancak bu operasyonlar hakkında insanlar tarafından sıkça yanlış fikirlere kapıldığı da bir gerçektir.

Obezite Cerrahisi
Obezite Cerrahisi

Obezite operasyonu geçiren kişilerin kısa süre sonra tekrar kilo aldığı söylenir. Ancak yapılan araştırmalara göre hastaların birçoğu ameliyattan sonra tekrardan yüksek kilolar almazlar. Hastaların yüzde elli kadarlık bir kısmı operasyondan bir süre sonra düşük miktarda kilolar alabilmesine rağmen, ameliyat öncesi dönemdeki kilolarına dönen hasta sayısı çok değildir. Yani bariatrik operasyon sonrası tekrardan aşırı kilolu olan hasta sayısı çok azdır.

İnsanların vücut kitle endeksi arttıkça ömürlerinin azaldığı bilimsel bir gerçektir. Obezite hastalarında görülen tip 2 diyabet, yüksek tansiyon ve bunun gibi birçok hastalık bariatrik operasyonlar sonrası ölme riskinden daha fazladır. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre her bin hastadan yaklaşık bir tanesi bariatrik operasyonlar neticesinde hayatını kaybetmektedir. Bu oran kalça protezi ameliyatı ile hayatını kaybeden hastaların oranından bile daha az bir orandır. Obezite hastalarının kötü sağlık durumları olsa da bariatrik operasyonlar sonrası hayatlarını kaybetme riskleri son derece düşüktür diyebiliriz.

Obezite Cerrahisi
Obezite Cerrahisi

Bariatrik operasyonlar, kalori alımını azaltarak, vücuda giren besin miktarının düşük tutulmasını hedefler. Bunun sonucunda bağırsaktan vücuda  giren vitamin ve mineral oranı yetersiz kalabilir. Vitamin ve mineral akviye ilaçları ile tedavi edilen hastaların bu eksiklikleri giderilebilir.Sık sorulan sorulardan biri de özellikle tüp mide ameliyatı sonrası vücudumuzda kalan titanyum staplerler MR cihazı gibi metale duyarları makinelerde sorun olur mu? Sorusudur. Bariatrik cerrahi operasyonlarında kullanılan tüm staplerler nonferromagnetiktir yani paslanmaz çeliğin manyetik alanından etkilenmeyecek yapıdadırlar. 3 Tesla ve altında olmak kaydıyla hiçbir MR cihazında sorun çıkarmayacaklardır. Bu staplerleri taşıyan hastalar da MR çekiminde herhangi bir zarar görmezler. Ancak şunu da belirtmekte fayda var ki MR çekilirken bu malzemelerin bir takım görüntü parazitlenmelerine yol açabileceği de ihtimal dahilindedir. Kısacası herhangi bir bariatrik ameliyat geçirmiş insanların MR cihazına girerken sağlık açısından endişeleneceği herhangi bir durum yoktur.